Blog

Kablo Koruma Çözümlerinde Yangın Sonrası Yeniden Kullanılabilirlik Analizi

 

Yangın sonrası endüstriyel tesislerde ve ticari yapılarda elektrik altyapısı hızla devreye alınmak istenir. Üretim baskısı, zaman kaybı korkusu ve maliyet endişesi çoğu zaman şu soruyu öne çıkarır:
“Kabloları değiştirdik, peki kablo koruma sistemlerini de değiştirmek zorunda mıyız?”

Bu soru genellikle yanlış bir varsayıma dayanır. Kablo koruma çözümleri; borular, kanallar, spiral sistemler veya metal taşıyıcılar çoğu zaman “pasif” elemanlar olarak görülür. Oysa yangın, bu sistemleri yalnızca yüzeysel olarak değil, malzeme bilimi düzeyinde etkiler. Yangın sonrası yeniden kullanılabilirlik, görsel sağlamlıkla değil; mekanik, termal ve kimyasal değişimlerle değerlendirilmelidir.

Bu makalede, kablo koruma çözümlerinin yangın sonrası neden kritik bir risk alanı hâline geldiği, hangi durumlarda yeniden kullanımın tehlikeli olduğu ve doğru kararın nasıl verilmesi gerektiği detaylı biçimde ele alınmaktadır.


Yangının Kablo Koruma Sistemlerine Etkisi Nasıl Gerçekleşir?

Yangın, kablo koruma sistemleri üzerinde eş zamanlı olarak üç temel etki yaratır: yüksek sıcaklık, kimyasal maruziyet ve ani soğuma. Bu etkiler, sistemin türüne göre farklı sonuçlar doğurur ancak ortak nokta şudur:
Yangın sonrası hiçbir kablo koruma sistemi “nötr” kalmaz.

1. Yüksek Sıcaklık Etkisi

Yangın sırasında sıcaklıklar kısa sürede 400–800°C aralığına çıkabilir. Bu sıcaklıklar:

  • Plastik bazlı kablo koruma sistemlerinde polimer zincirlerinin kırılmasına,

  • Halojensiz malzemelerde bile elastikiyet kaybına,

  • Metal sistemlerde ise akma sınırına yaklaşmaya

neden olur.

Özellikle plastik ve kompozit sistemlerde sorun şudur: Malzeme soğuduktan sonra eski formuna benzer bir görünüm kazanabilir, ancak mekanik dayanımı ciddi biçimde düşmüştür. Bu durum, yangın sonrası yapılan en büyük değerlendirme hatalarından biridir.

2. Duman ve Kimyasal Gaz Maruziyeti

Yangın yalnızca ısı üretmez; aynı zamanda yoğun miktarda asidik ve toksik gaz açığa çıkarır. Bu gazlar:

  • Metal yüzeylerde mikroskobik korozyon başlatır,

  • Plastik yüzeylerde kimyasal yapıyı bozar,

  • Bağlantı elemanlarının temas yüzeylerini zayıflatır.

Bu hasar çoğu zaman anında fark edilmez. Aylar sonra başlayan oksidasyon veya yüzey bozulmaları, yangınla ilişkilendirilmez ve “kendiliğinden oluşmuş” gibi değerlendirilir.

3. Soğutma ve Termal Şok

Yangın söndürme sürecinde kullanılan su veya köpük, aşırı ısınmış kablo koruma sistemlerinde ani soğumaya yol açar. Bu durum özellikle metal sistemlerde:

  • Mikro çatlaklar,

  • İç gerilim birikimi,

  • Uzun vadeli yorulma hasarı

oluşturur. EMT borular ve metal kablo tavaları bu açıdan yüksek risk grubundadır.


Yangın Sonrası “Görünürde Sağlam” Olmak Ne Anlama Gelir?

Yangın sonrası sahada sıkça duyulan bir ifade vardır:
“Borular duruyor, kanallar erimemiş, sorun yok.”

Bu yaklaşım teknik olarak yanlıştır. Çünkü:

  • Mekanik dayanım kaybı gözle görülemez,

  • İç yüzeydeki kimyasal bozulma dışarıdan fark edilmez,

  • Elastikiyet kaybı yük altında ortaya çıkar.

Kablo koruma sistemleri yangın sonrası genellikle ilk birkaç ay boyunca sorunsuz çalışır. Asıl risk, sistem tekrar yük altına girdiğinde ve titreşim, sıcaklık değişimi veya mekanik zorlanma yaşandığında ortaya çıkar.


Yeniden Kullanılabilirlik Analizi Nasıl Yapılmalıdır?

Yangın sonrası kablo koruma sistemlerinin yeniden kullanımı için tek bir kriter yoktur. Değerlendirme çok katmanlı yapılmalıdır.

1. Malzeme Türüne Göre Risk Seviyesi

Plastik ve spiral sistemler:
En yüksek risk grubundadır. Yangına maruz kalan plastik sistemlerin yeniden kullanımı, istisnai durumlar dışında önerilmez.

Metal borular ve EMT sistemler:
Görünürde sağlam kalsalar bile, termal şok ve korozyon riski nedeniyle detaylı inceleme gerektirir.

Kablo tavaları:
Taşıyıcı sistemler olduğu için deformasyon çok kritik bir parametredir. Milimetrik eğilmeler bile yük dağılımını değiştirir.

2. Bağlantı ve Sabitleme Noktaları

Yangın sonrası en çok ihmal edilen alan bağlantı noktalarıdır. Isı etkisiyle:

  • Klipsler gevşeyebilir,

  • Askı elemanları mukavemet kaybedebilir,

  • Vidalı bağlantılar mikro düzeyde uzamış olabilir.

Bu durum, sistemin tamamını riskli hâle getirir.

3. Yalıtım ve Temas Yüzeyleri

Yangın sonrası ortamda kalan nem ve kimyasal kalıntılar, kablo koruma sistemlerinin iç yüzeylerinde:

  • Yalıtım direncinin düşmesine,

  • Kablolarla temas eden bölgelerde sürtünme artışına,

  • İzolasyon hasarına

neden olabilir.


Yeniden Kullanım Kararının Yanlış Verilmesi Ne Gibi Riskler Doğurur?

Yangın sonrası yeniden kullanılan kablo koruma sistemlerinde en sık görülen sonuçlar şunlardır:

  • Aylar sonra ortaya çıkan izolasyon arızaları

  • Titreşim altında kopan kablo damarları

  • Topraklama sürekliliğinin bozulması

  • Tekrar eden ama nedeni bulunamayan elektriksel arızalar

Bu tür sorunlar genellikle “kablo kalitesi” veya “cihaz hatası” olarak yorumlanır. Oysa kök neden, yangın görmüş koruma sistemidir.


Güvenli Yaklaşım: Değiştirme mi, Yeniden Kullanım mı?

Teknik olarak güvenli yaklaşım şudur:
Yangına maruz kalmış kablo koruma sistemleri, aksi güçlü testlerle kanıtlanmadıkça değiştirilmelidir.

Yeniden kullanım ancak şu koşullar altında düşünülebilir:

  • Yangına dolaylı ve kısa süreli maruziyet

  • Kimyasal duman etkisinin minimal olması

  • Mekanik ve elektriksel testlerin yapılması

  • Bağlantı elemanlarının tamamen yenilenmesi

Bu şartlar sağlanmıyorsa, yeniden kullanım ekonomik bir kazanç değil, ertelenmiş bir risk anlamına gelir.


Sonuç

Yangın sonrası kablo koruma çözümleri, tesis güvenliğinin en sessiz ama en kritik bileşenlerinden biridir. Görünürde sağlam kalan sistemler, iç yapısında ciddi zayıflıklar barındırabilir. Bu nedenle yeniden kullanılabilirlik kararı, hız ve maliyet baskısıyla değil; mühendislik, malzeme bilimi ve uzun vadeli risk analizi ile verilmelidir.

Unutulmamalıdır ki yangından sonra yapılan yanlış bir “tasarruf”, ileride çok daha büyük kayıplara yol açabilir.


 

12/26/2025